
Gazze’deki saldırılar sonrası uluslararası alanda artan diplomatik baskı ve tecritle karşı karşıya kalan İsrail hükümeti, Avrupa’daki aşırı sağ ve Neo-Nazi çizgideki hareketlerle ilişkilerini derinleştiriyor. Tel Aviv yönetimi, Avrupa Birliği ülkelerindeki İsrail karşıtı tutumu zayıflatmak amacıyla kıtadaki sağcı siyasetçilerle stratejik temaslarını artırıyor.
Fransa ve Avusturya’da yeni dönem
Fransa’da Ulusal Birlik lideri Jordan Bardella’ya yönelik antisemitizm iddialarının ardından İsrail Antisemitizmle Mücadele Bakanı Amichai Chikli, Fransız siyasetçiye destek vererek onu Hamas’a karşı en güçlü seslerden biri olarak tanımladı. İsrail yönetimi, geçmişte sert mesafe koyduğu Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) ile de ilişkilerini normalleştirme sürecine girdi. Bakan Chikli, FPÖ lideri Herbert Kickl’in İsrail yanlısı taahhütlerini bir dönüm noktası olarak değerlendirdi.
Ortak göç kaygısı ve ticari yaptırımlar
İsrail’in İngiltere’de aşırı sağcı Tommy Robinson gibi isimlerle kurduğu diyalogda, Batı’ya yönelik Müslüman göçüne dair ortak kaygılar belirleyici oluyor. Prag Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden Azriel Bermant, bu politikanın Avrupa Birliği içindeki ortak mutabakatı parçalamayı amaçladığını belirtiyor. Bu süreç, İngiltere ve Fransa’nın başını çektiği 12 ülkenin, Batı Şeria’daki yasa dışı Yahudi yerleşimlerinde üretilen ürünlerin ticaretine yasak getirdiği dönemde eş zamanlı olarak ilerliyor.
