reklam
reklam
DOLAR32,5971% 0.34
EURO34,6990% 0.27
STERLIN40,6519% 0.43
FRANG35,7027% 0.37
ALTIN2.492,19% 0,23
BITCOIN2.102.1261.766
reklam
M. Fatih AKTAŞTÜM YAZILARI

Serzeniş

Yayınlanma Tarihi : Google News
Serzeniş
reklam

İnsan Eşref-i Mahlukat olarak yaratılmıştır, yani mahlukatın en şereflisi olarak. Dünyaya kul olmak amacıyla gelen insanın en temel vazifesi hayatını bu amaca uygun bir şekilde idame ettirmek olmalıdır. Bizleri bu dünyaya bir imtihan vechiyle gönderen Cenab-ı hak rehber olarak bizlere Kuran-ı Kerimi bahşetmiştir. Kuran bizlere oturma adabından, yürüyüşe, yemek yemeğe hatta devlet idaresine kadar her konuda rehberlik etmektedir. Bu rehberlik merhalelerin en kıymetlisi ise “Cihad” olarak karşımıza çıkmaktadır. Cihad ise günümüzde bir gericilik, yobazlık ve barbarlık olarak algılanmakta bu sebeple Kuran-ı Kerim’den kopmalar hızlanarak artmaktadır. Oysa Cihad bir çok türde karşımıza çıkmaktadır. Hemen yukarıda bahsettiğimiz üzere Kuran-ı Kerim bizlere bir nizam ve intizam vechidir. Cihadı ele alırken bu minvalde düşünmemiz gerekmekte ve tüm yönleriyle hayatımızın merkezine oturtmalıyız. Biraz bu konuya değinmek ve mümkün olduğu ölçüde bu bakış açısını genişletmek istiyorum.Cihad kelimesi Arapça’da “güç ve gayret sarfetmek, bir işi başarmak için elinden gelen bütün imkanları kullanmak” manasına gelmektedir. İslami literatürde ise “dini emirleri öğrenip ona göre yaşamak ve başkalarına öğretmek, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak” manasına anlaşılmaktadır. Peygamber efendimiz (sav) de “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” buyurmaktadır. Dolayısı ile Cihadı ele alırken bu ölçüde düşünmek bakış açımızı genişletecek ve kendimizi sorgulama imkanı sağlayacaktır. Çok zengin bir insanın mal varlığını insanların yararına ve islamın muzaffer olması için kullanması buna örnek olarak verilebilir. Ve ya bir konuda ilim sahibi olan bir insanın diğer insanlarında bu ilimden fayda sağlaması ve kendini geliştirmesi noktasında kullanması buna örnek olarak verilebilir. Kısaca kişinin yetkin olduğunu bir konuda insanlığa fayda sağlamak için mücadele etmesi Cihad kavramının temelini oluşturur diyebiliriz. Hatta bu kişiyi mücahede eden yani Cihad eden kişi olarak tanımlayabiliriz. Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerimin ilk emrinin “oku” olması da inancımızın ilim sahibi olmak noktasında bizleri yönlendirdiğinin açık bir göstergesidir. Bu noktada karşımıza tartışmasız tek yol çıkmaktadır, Allah’ın yüce kitabımızda bizlere emrettiği emirleri mücahede etmek maksadı ile hayatımıza nakşetmek, ve tüm insanlığın refahı için ve Rıza-i İlahiye ulaşmak için çalışmak. Peki ilim sahibi olmak veyahut mücahede etmek neden bu kadar önemlidir ?
Günümüzde kapitalizmin hakim olduğu bir dönemi yaşamaktayız, kapitalizm bir sistemdir ancak batıl ve beşeri bir sistemdir ve nihayetinde yok olacaktır. Süreç içerisinde sürekli doğan ve zaman zaman yok olan diğer “izm” ler gibi. Kapitalizmin ana unsuru paradır ve bunun yegane sahipleri batıl düzenin mimarı olan gayri müslimlerdir. Ve bu güruhun başarısının temel sebebi çalıştıkları alanda yüksek ilim sahibi olmaları ve sahip oldukları bu ilmi yukarıda bahsettiğimiz beşeri sistemi kurmak için kullanmalarıdır. Ancak bizler yani müslümanlar İlahi emirleri bırakın hayatımıza uygulamayı bunlardan nasıl kaçabiliriz, gruplar haline gelip bunun mücadelesini vermekteyiz. Emir tek ve net olmasına rağmen türlü varyasyonlarda bir ve tek olmaktan gün geçtikçe daha da uzaklaşmaktayız. Dolayısı ile yaklaşık 3 aydır süregelen “Gazze Soykırımı” sürecini izleyerek geçirmekten daha ileriye gidemiyoruz. Bir boykot yapmaktan dahi aciz hale gelmiş, yapılan boykotlar neticesinde düşen ürün fiyatlarını bir fırsat olarak değerlendirip bu ürünleri alır hale gelmiş durumdayız. Kendi inancı ile küsmüş bir milletin insanlığın refahını sağlamasını beklemek tabi ki bir hayal olmaktan öteye geçememektedir. Eğer bizler elimizde olan tüm imkanları mücahede şuuru ile hayatımızın merkezine almış olursak “İlk kıblemiz” özgür kalacak ve beşeri tüm batıl düzenler yok olacaktır. Tabii öncelikle ilahi emirlerin namaz kılmaktan, zekat vermekten, oruç tutmaktan ve hacca gitmekten ibaret olmadığını anladığımızda..

reklam