
Son günlerde Türkiye ile Azerbaycan arasında suni bir gerilim, yapay bir düşmanlık oluşturulmaya çalışıldığını görüyoruz. Sosyal medyada, bazı karanlık odalarda üretilen yalanlar, iki kardeş milleti birbirine düşürmeyi hedefliyor.
Boşuna uğraşmasınlar. Bu kardeşliği ne Rus, ne Fars, ne de Batılı emperyalistler ayırabildi. Bugün kü fitne odakları da ayıramayacak.
Çünkü bu kardeşlik, siyaset masalarından değil, tarihin bağrından doğmuştur.
1. TARİH BİZİ AYIRAMADI
1918’de Osmanlı ordusu, Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu ile Bakü’ye girdiğinde, Azerbaycanlı kardeşlerimiz Mehmetçiği gözyaşlarıyla karşıladı. O gün Bakü’nün kurtuluşu için şehit düşen binlerce Anadolu evladı, bugün Bakü Şehitler Hıyabanı’nda Azerbaycan şehitleriyle yan yana yatıyor.
Bu kan kardeşliğini hangi fitne bozabilir?
1990’larda Karabağ işgal edildiğinde Azerbaycan’ı ilk tanıyan, ilk destekleyen yine Türkiye oldu. 2020’de 44 günlük Vatan Muharebesi’nde Türkiye’nin İHA’ları, diplomasisi ve duası Azerbaycan’ın yanındaydı. O gün Bakü’de dalgalanan Türk bayraklarını unutmadık.
2. SÖZDE GERİLİMLERİN ASIL HEDEFİ NE?
Türkiye ile Azerbaycan arasına fitne sokmaya çalışanların amacı bellidir:
Zengezur Koridoru açılmasın, Türk Dünyası birleşmesin, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan o büyük Türk kuşağı kurulmasın istiyorlar.
Bilirler ki, Türkiye ve Azerbaycan bir olursa, Türk Devletleri Teşkilatı güçlenir. Türkistan ile Anadolu birleşir. Enerji yolları Türk’ün kontrolüne geçer.
İşta bu yüzden “Türkiye Azerbaycan’ı sattı”, “Azerbaycan Türkiye’yi unuttu” gibi ucuz yalanlar üretiyorlar.
Ama tarih şahittir: Azerbaycan ne zaman dara düşse yüzünü Anadolu’ya dönmüştür. Türkiye ne zaman kuşatılsa, Bakü’den “Kardeşim yanındayım” sesi yükselmiştir.
3. SONUZA DEK AYRILMAYACAĞIZ
Bizi ayırmaya çalışanlara şunu hatırlatırız:
Bizim sınırımız Aras Nehri değildir. Bizim sınırımız gönül coğrafyamızdır.
Bakü’de bir çocuk “Türk’üm” dediğinde, Ankara’da bir çocuk “Azerbaycanlıyım” diye gurur duyar. Dilimiz bir, dinimiz bir, soyumuz bir, türkümüz bir.
Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, kederi bizim kederimizdir. Şuşa’nın kurtuluşunda Ankara’da ağlayanlar, Çanakkale’de Bakü’de dua edenlerin torunlarıdır.
Yakın geçmişte Türkiye de olan depremde Azarbeycanlı kardeşlerimiz ellerinde olanın fazlasını değil bizzat ellerinde olan ne varsa vermişlerdir. Bir aracın üzerine sardıkları yatağı Türkiye ye götürmeye çalışan kardeşlerimizi unutmak nankörlük olur.
Son Söz:
Ey fitne tacirleri!
Türkiye ile Azerbaycan’ı ayırmaya gücünüz yetmez. Çünkü bu iki devlet, iki ayrı beden ama tek ruhtur.
Atatürk’ün dediği gibi: “Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, kederi bizim kederimizdir.”
Haydar Aliyev’in dediği gibi: “Biz bir millet, iki devletiz.”
Bu söz, tarihe kazınmıştır. Silmeye kalkanın kalemi kırılır.
Yaşasın Türkiye-Azerbaycan kardeşliği…

