DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

HATANIN ÖZÜRÜ, YANLIŞIN BEDELİ VARDIR

Yayınlanma Tarihi : Google News
HATANIN ÖZÜRÜ, YANLIŞIN BEDELİ VARDIR

İnsan olmak, kusursuz olmak değildir. Hayatın içinde hepimiz bazen yanılır, düşünmeden bir söz söyler, yanlış bir adım atar, istemeden bir kalbi incitebiliriz. Çünkü hata, insan olmanın kaçınılmaz taraflarından biridir. Asıl önemli olan, yaptığımız hatanın farkına vardığımızda ne yaptığımızdır. Kendimize dönüp “Ben nerede yanlış yaptım?” diyebiliyor muyuz, yoksa gururumuza sığınıp haklı çıkmak için mazeretler mi arıyoruz? Bir hata, samimi bir özürle ve doğru bir davranışla telafi edilebilir. İnsan, yanlış olduğunu bile bile aynı davranışı sürdürüyorsa artık ortada yalnızca bir hata yoktur; sorumluluktan kaçan bir tercih vardır. İşte hata ile yanlış arasındaki ince fakat önemli çizgi burada başlar. Hata insanın kusurudur; yanlışı bile bile sürdürmek ise vicdanın sınavıdır.
Hata yapılırsa affedilir; ama yanlış yapılmışsa affedilmez. Aradaki farkı iyi bilmek gerekir. Her hata yanlış değildir; her yanlış da basit bir hata değildir. Hata, çoğu zaman insanın istemeden yaptığı, farkına vardığında pişmanlık duyduğu ve telafi etmeye çalıştığı bir davranıştır. İnsan bazen bilmeden hata yapar. Bazen tecrübesizliğinden, bazen dikkatsizliğinden, bazen de o anki duygularının etkisiyle yanlış bir adım atar. Fakat hatanın en önemli tarafı şudur: İnsan yaptığı hatayı fark eder, kabul eder ve düzeltmek ister. Yanlış ise başka bir şeydir. Yanlış, çoğu zaman doğrusunu bildiğimiz hâlde yaptığımız tercihtir. Nerede durmamız gerektiğini bildiğimiz hâlde sınırı aşmak, bir insanı inciteceğimizi bildiğimiz hâlde sözümüzü esirgememek, güveni kıracağımızı bildiğimiz hâlde aynı davranışı sürdürmek, özür dilememiz gerektiğini bildiğimiz hâlde gururumuza sığınmak. İşte yanlış burada başlar. Çünkü hata bazen bilmeden yapılan bir yanılgıdır; yanlış ise bilerek sürdürülen bir tercihe dönüşebilir. Bir insan hata yaptığında özür dileyebilir. “Yanıldım.” diyebilir. “Bilmiyordum.” diyebilir. “Keşke yapmasaydım.” diyebilir. Ama insan, yaptığı yanlışın farkında olduğu hâlde onu savunmaya devam ediyorsa, artık mesele yalnızca yapılan davranış değildir. Mesele, o davranışın arkasındaki niyet ve karakter meselesidir. İnsanları asıl yaralayan da çoğu zaman yapılan hatanın kendisi değil, hatadan sonra gösterilen tavırdır. Çünkü kırılan bir kalp, samimi bir özürle yeniden umut bulabilir. Kaybolan bir güven, gerçek bir pişmanlıkla yeniden kurulabilir. Yapılan bir yanlış, içten bir telafi çabasıyla zaman içinde onarılabilir. Fakat insan aynı yanlışı defalarca yapıyor ve her seferinde kendisine bir mazeret buluyorsa, orada artık “hata yaptım” demek yeterli değildir. Tekrar edilen hata, tercih hâline gelir. Bir kez kırmak hata olabilir. Her fırsatta kırmaya devam etmek ise bir davranış biçimidir. Bir kez yalan söylemek bir hata olabilir. Yalanı alışkanlık hâline getirmek ise karakter meselesidir. Bir kez güveni sarsmak hata olabilir. Güveni bile bile hiçe saymak ise bir tercihtir.
Affetmek, yapılan her şeyi onaylamak anlamına gelmez. Affetmek, insanın geçmişte yaşadığı acının geleceğini yönetmesine izin vermemektir. Fakat affetmek ile aynı yanlışa yeniden izin vermek arasında da büyük bir fark vardır. Affetmek başka, unutmak başkadır. İnsan affedebilir ama yaşadıklarından ders çıkarabilir. İnsan bağışlayabilir ama sınır koyabilir. İnsan karşısındakine yeniden bir şans verebilir ama güvenini eskisi gibi teslim etmek zorunda değildir. Çünkü güven, bir kez kırıldığında yalnızca “özür dilerim” sözüyle eski hâline dönmez. Güvenin yeniden kurulması için sözden daha fazlası gerekir: zaman, samimiyet, tutarlılık ve davranış değişikliği.
Hayatta bazı insanlar vardır; hata yaptığında başını öne eğer, özür diler ve bir daha aynı yanlışa düşmemek için kendisiyle hesaplaşır. Bazıları ise yaptığı her yanlışın arkasına bir bahane koyar. Suçluyu değiştirir. Şartları suçlar. Karşısındaki insanı suçlar. “Ben böyleyim.” der. “Ne var bunda?” der. “Herkes yapıyor.” der. “Sen de büyütüyorsun.” der. İşte insanın kendisine kurabileceği en büyük tuzaklardan biri budur: Yanlışını savunmaya başlamak. Çünkü insan, yanlışını kabul ettiği sürece değişme ihtimalini korur. Fakat yanlışını savunmaya başladığında kendisini değiştirecek kapıyı da kapatır.
Olgunluk, hiç hata yapmamak değildir. Olgunluk; hata yaptığında aynaya bakabilmektir. Kendine karşı dürüst olabilmektir. “Burada ben yanlış yaptım.” diyebilmektir. Gerekirse özür dilemektir. Gerekirse telafi etmektir. Gerekirse bir daha aynı yere düşmemek için kendi davranışlarını değiştirmektir.
İnsan bazen başkasından özür dilemeden önce kendi vicdanından özür dilemelidir. Çünkü vicdan, insanın içinde sessizce konuşan en eski öğretmendir. Kimsenin görmediği yerde yaptıklarımızı da bilir. Kalabalıkların alkışlamadığı ama insanın kendi içinde duyduğu doğrular vardır. İşte gerçek hesaplaşma orada başlar. Bir insanın değeri, hiç hata yapmamasında değil; hatasıyla karşılaştığında ne yaptığıyla anlaşılır. Hata yapan insan kendini düzeltmeye çalışır. Yanlış yapan insan ise çoğu zaman kendini haklı çıkarmaya çalışır. Aradaki fark küçümsenecek kadar küçük değildir. Biri vicdana açılan bir kapıdır. Diğeri vicdanı susturmaya çalışan bir duvardır.
Hayat bize birçok insan tanıtır. Kimi bize sevgiyi öğretir, kimi sabrı, kimi güveni, kimi de insanın sınırlarını bilmeyi. Bazı insanlar hayatımızda kalır; bazıları ise bir ders bırakıp gider. Belki de her ayrılığın ardında biraz da şu soru vardır: “Ben bu yaşananlardan ne öğrendim?” Çünkü insan yalnızca başkalarının yaptığı yanlışları değil, kendi yanlışlarını da görebildiği ölçüde büyür. Kendimize karşı dürüst olalım: Hata yaptıysak kabul edelim. Birini kırdıysak özür dileyelim. Güveni sarstıysak yeniden inşa etmek için çaba gösterelim. Ama bile bile yanlış yapıyorsak, bunun adına hata diyerek kendimizi kandırmayalım. Çünkü bazı kelimeler, vicdanın yükünü hafifletmek için kullanılır. “Hata yaptım.” demek bazen kolaydır. Asıl zor olan, “Bunun yanlış olduğunu biliyordum ama yine de yaptım.” diyebilmektir. İnsan, kendisine karşı dürüst olduğu gün değişmeye başlar. Belki de hayatın en önemli pusulalarından biri budur: Hatanın ardından özür, yanlışın ardından değişim gerekir. Özür, sözü düzeltir. Telafi, davranışı düzeltir. Değişim ise insanı.
İnsan, hata yaptığında kendisini bütünüyle suçlamamalı; fakat yanlış yaptığında da kendisini mazeretlerle aklamamalıdır. Çünkü hepimiz hata yapabiliriz. Ama aynı yanlışı bile bile tekrarlamak, artık hata yapmaktan çok daha fazlasıdır. İnsan olmanın gerçek sınavı da belki tam burada başlar: Hatasını kabul edecek kadar dürüst, yanlışından dönecek kadar cesur ve affedildiğinde aynı yanlışı tekrarlamayacak kadar vicdanlı olabilmek. İnsanı değerli yapan kusursuzluğu değil, kusuruyla yüzleşebilme ahlakıdır.
Hata insan olmaktan, yanlış ise bazen insanlıktan uzaklaşmaktan doğar. Bir kez yapılan hata affedilebilir; bile bile sürdürülen yanlış ise güveni tüketir. Hata yapan özür diler, yanlışta ısrar eden ise mazeret üretir. İnsan, yaptığı hatayla değil; hatasından sonra gösterdiği tavırla anlaşılır. Hatanın ilacı samimi bir özürdür; yanlışın ilacı ise değişmektir.
Hata insanın kusurudur; yanlışı bile bile sürdürmek ise vicdanın sınavıdır. Hepimiz insanız; düşebilir, yanılabilir, hata yapabiliriz. Asıl mesele, düştüğümüz yerde kalmak değil, ayağa kalkıp yaptığımızın sorumluluğunu taşıyabilmektir. İnsanı değerli kılan hiç hata yapmaması değil, hatasıyla yüzleşebilecek kadar dürüst, özür dileyebilecek kadar erdemli ve aynı yanlışı tekrarlamayacak kadar karakterli olmasıdır.
Hata bir anlık dalgınlığın, bilgisizliğin ya da yanılgının sonucu olabilir; fakat yanlışın farkına vardığı hâlde ona tutunmak, artık yalnızca bir davranış değil, bir tercih hâline gelir. İşte vicdan tam da burada konuşur: İnsan başkalarını kandırabilir, kendine mazeretler üretebilir; fakat vicdanının karşısında hiçbir gerekçe sonsuza kadar ayakta kalamaz. Hayatın bize bıraktığı en büyük sorumluluk, yaptıklarımızın arkasında durmak kadar, yanlışlarımızın karşısında durabilmektir. Karakter, insanın ne kadar doğru yaşadığında değil; yanlış yaptığında gerçeğin karşısında ne kadar dik durabildiğinde ortaya çıkar. Hata insanı eksiltmez; hatadan ders almamak eksiltir. Özür bir sözdür, asıl değer ise o sözü davranışa dönüştürmektir.

YORUM YAP