
Hayatta bazı insanlar vardır; sevgilerini yüksek sesle dile getirmezler. Varlıkları çoğu zaman sessizdir, fedakârlıkları gösterişsizdir. Babalar da böyledir. Çoğu baba sevgisini sözlerle değil, omuzladığı yüklerle, vazgeçtikleriyle ve ailesi için verdiği mücadeleyle gösterir.
Bir baba bazen yıllarca aynı ayakkabıyı giyer ama çocuğunun istediğini almaya çalışır. Yorulduğunu söylemez, korkularını belli etmez, gözyaşlarını saklar. Çünkü toplum ona güçlü olmayı öğretmiştir. Ancak güçlü görünmek, incinmemek anlamına gelmez. Babaların da kalbi vardır ve bazı davranışlar onları derinden yaralar.
BABAYA SES TONUNU YÜKSELTMEK:
Bir evladın babasına sert ve saygısız bir şekilde konuşması, çoğu zaman sadece bir tartışma değildir. O an baba, yetiştirmek için ömrünü verdiği evladının gözünde değer kaybettiğini hisseder. Kırılan şey sadece gururu değil, aynı zamanda sevgisidir. Bir baba için evladından gelen saygı, dünyanın en büyük ödüllerinden biridir.
“SEN ANLAMAZSIN” DEMEK
Hayatın yollarını senden önce yürümüş, birçok fırtınaya göğüs germiş bir insana “Sen anlamazsın” demek, onun tecrübelerini yok saymaktır. Elbette her neslin şartları farklıdır. Ancak unutulmamalıdır ki teknoloji değişse de insanın sevinci, acısı, kaygısı ve mücadelesi değişmez. Babalar bazen günümüzü tam anlamıyla anlamayabilirler ama evlat sevgisini ve hayatın gerçeklerini çoğu zaman çok iyi bilirler.
ARAMAMAK VE SORMAMAK
Birçok baba sevgisini göstermekte anneler kadar rahat değildir. “Niye aramıyorsun?” demez. Ama bekler. Telefonun çalmasını bekler. Bir mesajı bekler. “Nasılsın baba?” cümlesini duymayı bekler. İnsan yaş aldıkça, kendisini hatırlayan insanların sayısıyla değil, gerçekten kendisini merak eden insanların varlığıyla mutlu olur.
EMEĞİNİ SIRADAN GÖRMEK
Bir çocuğun büyümesi için verilen mücadele dışarıdan bakıldığında görünmez. Uykusuz geceler, ertelenen hayaller, maddi sıkıntılar ve sessiz fedakârlıklar çoğu zaman kayıt altına alınmaz. Bazı evlatlar yapılanları doğal bir görev gibi görür. Her baba, emeğinin fark edilmesini ister. Takdir edilmek için değil, anlaşılmak için.
KÜÇÜMSEYEN TAVIRLAR SERGİLEMEK
Bazen bir bakış, uzun cümlelerden daha ağır gelir. Alaycı bir tebessüm, küçümseyen bir ifade ya da ilgisiz bir tavır, bir babanın kalbinde derin izler bırakabilir. İnsanı en çok yabancıların sözleri değil, sevdiklerinin davranışları yaralar.
SORUMLULUK ALMAMAK
Her baba evladının yükünü taşımaya hazırdır. Ancak yıllar geçtikçe evladının kendi ayakları üzerinde durduğunu görmek ister. Çünkü babalar sadece çocuk büyütmek istemez; güçlü, dürüst ve sorumluluk sahibi insanlar yetiştirmek isterler. Evladının hayat karşısında sürekli başkalarına dayanması, bir babanın içindeki en büyük endişelerden biridir.
BABAYI HEP VAR SANMAK
En büyük yanılgımız babaların hiç yaşlanmayacağını, hep güçlü kalacağını, her ihtiyaç duyduğumuzda yanımızda olacağını düşünürüz. Oysa zaman herkes için aynı hızla akar. Bir gün saçlarına düşen aklar çoğalır, adımları yavaşlar, sesi eskisi kadar güçlü çıkmaz. İnsan çoğu zaman sahip olduklarının değerini, onları kaybetmeye yaklaştığında anlar. Bazı kayıpların telafisi yoktur. Sevgiyi yarına bırakmamak gerekir.
Bir babanın en büyük mutluluğu pahalı hediyeler değildir. Bazen samimi bir teşekkür, içten bir sarılma, hâl hatır sormak ya da “İyi ki varsın baba” demektir. Sevgi ifade edilmediğinde eksik kalır. Bugün hayatta olan babalarımızın kıymetini bilmek, onlara duyduğumuz sevgiyi göstermek ve emeklerini takdir etmek hepimizin sorumluluğudur. Bir gün geriye dönüp baktığımızda hatırlayacağımız şeyler; sahip olduğumuz eşyalar değil, birlikte geçirdiğimiz anlardır. Baba, hayattayken gölgesi serinliktir; yokluğunda ise en yakıcı güneş bile insanın içini üşütür. Annelerle babalar, tıpkı dua gibidirler. Görünmezler ama korurlar. Duyulmazlar ama hissedilirler. Her zaman yanımızda olmayabilirler ama sevgileri ömür boyu bizimle kalır. Sevgimizi göstermek için geç kalmayalım. Bazı pişmanlıkların telafisi yoktur; bazı “keşke”ler ise insanın ömrü boyunca yüreğinde taşınır.
Bir babayı en çok üzen şey, büyük hatalardan çok zamanla biriken küçük ihmaller ve fark edilmeyen kırgınlıklardır. Saygının azalması, emeğinin değersiz görülmesi, aranıp sorulmaması, tecrübelerinin önemsenmemesi ve evladının sorumluluk almaktan kaçınması bir babanın yüreğinde sessiz yaralar açabilir. Babalar çoğu zaman beklentilerini dile getirmez; sevgilerini sözlerden çok fedakârlıklarıyla gösterirler. Onların kıymetini yalnızca yokluklarında değil, yanımızdayken bilmek gerekir. İçten bir teşekkür, samimi bir sohbet, bir telefon ya da sevgiyle söylenmiş birkaç güzel söz, yılların yorgunluğunu hafifletebilir. Baba, yalnızca hayatımıza destek olan bir insan değil; karakterimizin şekillenmesinde payı olan, yükümüzü sessizce paylaşan ve mutluluğumuz için kendi mutluluğunu erteleyen en değerli emanetlerden biridir. Sevgi ertelendikçe eksilir, zaman geçtikçe fırsatlar azalır. Babalarımıza olan sevgimizi, saygımızı ve minnettarlığımızı yarına bırakmadan göstermeliyiz.



