

Kastamonu Üniversitesi’nde, Türk Dünyası Gençlik Konseyi Topluluğu Danışmanı ve İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Can Ceylân tarafından “Ermeni Mitomanyası” konulu bir sunum gerçekleştirildi. 29 Nisan 2025 tarihinde Kastamonu Üniversitesi Merkez Kütüphanesi Cemil Meriç Konferans Salonu’nda düzenlenen programa akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Programa, Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Namıg Musalı, Kültür Sanat Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Zeki Gürel, Dr. Öğr. Üyesi Okan Demir ve Dr. Öğr. Üyesi Sinem Aydoğan Demir başta olmak üzere pek çok akademisyen iştirak etti.
Sunumunda, 24 Nisan tarihinin uluslararası kamuoyunda özel olarak öne çıkarıldığını ancak bu tarihin tarihsel gerçeklikten uzak iddialarla gündemde tutulduğunu belirten Doç. Dr. Ceylân, “Mitomanya, kişinin kendi uydurduğu yalana inanma hastalığıdır” ifadelerini kullandı. Mitomanya kavramının kökenine değinen Ceylân, “Mit, efsane; mania ise akıl hastalığı anlamına gelir. Bu iki kavram birleşerek, gerçekle ilgisi olmayan anlatıların gerçekmiş gibi kabul edilmesini tanımlar” dedi.

“Ermeniler Osmanlı’da önemli görevler üstlendi”
Doç. Dr. Can Ceylân, Ermeni toplumunun Osmanlı tarihindeki önemli rollerine dikkat çekerek, bu katkıların çoğu zaman göz ardı edildiğini ifade etti. Dolmabahçe Sarayı’nın mimarı Garebet Balyan ve Balyan ailesi gibi önemli mimarların yanı sıra Artin Paşa, Vartan Paşa, Adop Paşa ve Dabyan Paşa gibi üst düzey devlet adamlarının Osmanlı bürokrasisinde görev yaptığını belirtti. Sanat ve müzik alanındaki katkılara da değinen Ceylân, Hamparsum Efendi’nin nota sisteminin klasik Türk müziğinde hâlâ kullanıldığını vurguladı.
“Soykırım devlet kararıyla olur”
Soykırım kavramının tanımına değinen Ceylân, bir olayın soykırım olarak nitelendirilebilmesi için devletin en üst makamlarından verilen açık bir emir olması gerektiğini belirtti. Osmanlı arşivlerinde böyle bir emir ya da talimatın bulunmadığını vurgulayan Ceylân, bazı belgelerin ise sahte olduğunun tespit edildiğini kaydetti. Bahsi geçen belgelerin Osmanlı yazışma kurallarına aykırı olduğunu belirten Ceylân, dil ve tarih hatalarının da bu sahteciliği ortaya koyduğunu ifade etti.
“1915 olayları zorunlu göç kapsamında değerlendirilmeli”
1915 Tehciri hakkında da açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Can Ceylân, bu sürecin dönemin güvenlik koşulları çerçevesinde alınan zorunlu göç kararı olduğunu ve soykırım kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu. Tehcirin, Ermeni radikal örgütlerinin Birinci Dünya Savaşı sırasındaki faaliyetleriyle bağlantılı olarak gerçekleştiğini belirten Ceylân, Osmanlı yönetiminin bu süreçte halkı koruma ve devlet güvenliğini sağlama amacı güttüğünü ifade etti.
Sunumunda tarihsel örneklere de yer veren Ceylân, Nazi Almanyası’nın Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’e atfedilen “Bir yalanı yeterince uzun ve sık söylerseniz, insanlar ona inanır” sözüne gönderme yaparak, tekrar edilen yanlış bilgilerin zamanla doğru kabul edildiğini belirtti.
Doç. Dr. Can Ceylân’ın kapsamlı sunumu, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edilirken, konuyla ilgili farkındalık oluşturan önemli bir etkinlik olarak değerlendirildi.




