reklam
reklam
DOLAR32,3607% 0.17
EURO34,4602% -0.71
STERLIN40,3340% -0.67
FRANG35,3962% -0.32
ALTIN2.438,65% -0,91
BITCOIN2.283.491-2.684
reklam
Prof. Dr. Tolga ULUSOYTÜM YAZILARI

Devlet Hastanelerine Yüklenmek Ne Kadar Doğru

Yayınlanma Tarihi : Google News
Devlet Hastanelerine Yüklenmek Ne Kadar Doğru
reklam

Kamu hastaneleri ile ilgili bir önceki yazımız oldukça ses getirmiş olacak ki olumlusu fazla olmak üzere ciddi geri dönüşler aldım. Hastaneler ile ilgili yazı dizisi oluşturmamın en önemli sebeplerinden birisi yazılmayanların ortaya konması ve tartışmaya açılması idi. Bunda da ne kadar başarılıyız önümüzdeki süreçler gösterecektir. Tartışırken hep aynı odak noktalar üzerinden gidilmesi ise bir önceki yazıda söylediğimiz gibi eksiklik olarak karşımıza çıkıyor. Doktor sayısı, branşların dağılımı, Tıp Fakültesi Karabük ile aramızdaki bitmek tükenmek bilmeyen sağlık sistemi karşılaştırması ve aynı minvalde gidip gelen sonu gelmeyen tartışmalar. Tartışmadığımız bir konuyu da bakın bir vatandaş olarak ben ortaya atayım. Hastaneye gidip geldikçe kendi gözlemlerimi ve sağlık personeli arkadaşlarımı zor durumda bırakan hususlardan bahsedeyim. Birincisi ve en önemlisi en ufak durumda bile devlet hastanesinin yolunu tutuyoruz ve gereksiz durumlar ile meşgul ediyoruz. Panik atak teşhisi koyulmuş bir hastaya psikiyatriye gitmesi öneriliyor. Yardımcı olunuyor ama hasta her atak geçirdiğinde kalp krizi geçiriyorum zannediyor ve psikiyatrik ilaç kullanması gerekirken 15 günde bir EKG çektiriyor. E haliyle sıra size gelmiyor tabi. Geçirdiği ameliyat sonrasında ısrarla ağır kaldırmaması gereken hasta kurallara uymadığı için dikişleri açılıyor ve tekrar ameliyata alınıyor ve hekimleri dikişleri (evet yanlış duymadınız dikişleri) sıkı dikmedikleri için (!) suçluyor. E size yatak kalmıyor tabi … Öte taraftan başka bir hastaya 1 ay sonra tetkik yenilemesi gerektiği söyleniyor. Ama hasta her ne hikmetse 1 hafta sonra orda. E size randevu kalmıyor tabi.. Diyeceksiniz ki kaç kişi böyle hocam? Bakın Türkiye genelinde hali hazırda yapılan çalışmalar ortaya koyuyor ki Acil vakaların üçte biri acil değil, hastaneye gelen hastaların üçte biri spor olsun diye geliyor. Hasta ziyaretleri, içeriye sokulmak istenen yiyecekler, akrabalı ziyaretçi kalabalıklar bunları söylemiyorum bile. Geçen okuduğum bir haberde adam kanser hastası ve yatalak olan 86 yaşındaki yoğun bakım hastası babası vefat edince adam hastanede babamı öldürdünüz deyip 3 kişiyi vuruyor. O zaman acısından herkes silaha sarılsın. Hastaneye silah getirmek nedir? Bari arabada bırak.

Hadi yalnız gitmek istemeyip yanına birini alırsın. 6 Kişi ile hastaneye gidilir mi? Biri hadi hasta. E diğerleri? Ya o kapının önünde sigara içmek yasaktır yazısının önünde içilen sigaralar ve yerlere atılan izmaritlere ne demeli. Yolu kapatacak şekilde parketmeler mi dersin doktorların kapısının önüne yığılmalar mı dersin. Bunları hiç görmüyoruz değil mi? Burada Kastamonu Devlet Hastanesinde durum ne ise Rehabilitasyonda da durum aynıdır….. Sağlık Ocaklarında da durum böyledir. Sağlık Ocaklarında 2-3 kişinin aynı anda ilacını yazdırmaya çalışmalar….. Sürekli doktorla tartışmalar ve bitmeyen çile….. Doktora hakaretler….. Kendi kendine teşhis koymalar… Antibiyotik ısrarları… Kafasına göre ilaç kullanma girişimleri……

Bir dahaki yazıda Sağlık Sistemi İle ilgili önerileri sıralayacağım ve şikayetlerimi azaltarak bitireceğim. Ama bil ki dünyada hiçbir sağlık sistemi Türkiye’deki gibi değil. Diğer ülkeleri gezen biri olarak söylüyorum,  bil ki güzel ülkemizin dışına çıktığınız takdirde hiçbir yerde bu kadar ilgili doktor bulamayacasınız. Yurt dışında bu kadar hızlı işlemeyecek sistem. Ve siz saatlerce kapıda doktor bekliyor olacaksınız. Sağlık sisteminizin kıymetini bilin.

Ve aramızda kimilerinin yaptığı gibi…. “onbinliralarca tutan sağlık giderlerini karşılayan devletimize eczanede  10 liralık farkı ödediğiniz için laf etmeyi bırakalım”

Kıymet Bilmemiz Dilekleriyle ve Sağlıcakla………………….

Prof. Dr. Tolga ULUSOY

reklam